Şiir Dinletisi



Katkılarından dolayı Radyo Barışa Teşekkür ederiz.

Tunceli'yi Sevdim



Umutların tükendiği Eylül ayında
Yollara düştüm yapayalnız kendi başıma
Döktüğüm gözyaşlarına aldırmadan
Yıllardır verdiğim mücadeleden vazgeçmeden
Asla yılmadan, usanmadan
Akıtılan alın terinin karşılığını almadan
Bir anda yaban ellere savurdu hayat beni,
Gözden çıkarılmışcasına, acımadan
İnsancıl duygulardan yoksun,
Adil olmayan davranışlarla
Kendimi buldum Tunceli dağlarında
Munzur Suyunun hemen yanı başında
Pülümür Suyuyla buluştum,
Sanki kanadı kırık göçmen kuşuydum
Yüreği yaralı, sevdiklerinden ayrı
Yavrularımdan uzaklardaydım
Yılmadan, usanmadan dayanmalı,
Katlanmalıydım, hayatın acımasızlığına
Ve ben onu yaptım
Herkesi, her şeyi sevdim,
Sevmek istedim
Meşe ağaçlarını, dağ çiçeğini
Tunceli’nin yalçın kayalarını sevdim
Sevgiye hasret insanını sevdim
Dost bildim, değer verdim, sevgi buldum.
Can oldum, can buldum.
Bir yürek oldum.
Güneş oldum
Isıtmak istedim insanları sevgimle
Yüreğim yettiğince sahip çıkmak, yaşlısına, gencine
Işık olmak istedim hayatlarına…
Gücüm yettiğince aydınlatmak istedim günü,geceyi,TUNCELİ’Yİ

MAYIS 2007 / TUNCELI

Gecenin Siyahı



Gecenin bir anında farklı yerlerde
Yaşanır hayatlar habersizce
Saatler ilerler gecenin içinde
Her şey sessizliğe bürünür
Lambaların aydınlattığı bahçelerde
Pencereden baktığında
Göremezsin hiçbir şeyi
Parlayan yıldızlardan başka
İşte o an anlarsın yalnızlığını
Fark edersin dostluğun değerini
Arkadaşlığın önemini
Gecenin bir yerinde yaşarsın
Hüzünlenirsin, ağlarsın
Kimse bilmeden,
Kimse duymadan.
Bazen gülersin yaşadıklarına
Gün gelir alışırsın
Farkında olmadan, pişmanlıklarına
Dalga geçercesine hayatınla…

MART 2007 / TUNCELI

Bakraç

Bakraca koydum yüreğimdeki kucak kucak sevgiyi
Herkese dağıtmak içindi benimkisi
Avuç avuç dağıtmak, sevgiye çağırmak içindi herkesi
Kalpleri birleştirmek, dostluğu kemikleştirmek içindi
Kara kalın kaşlı, siyah gür bıyıklı dedesinden,
Yanık tenli çocuklara dağıttım sevgimizden öbek öbek
Mumların yaktığı gönüllerde
Isınmak içindi benimkisi,
Kucaklamaktı düşüncem herkesi
Kalplerinde volkan olmaktı
Bedenlerinde lav,
Eritmekti taşları sevgiden.
Telefon direklerine tüneyen kartallar gördüm
Sevişen gözleriyle, kanatlarıyla öpüşen
Özgürce uçan Ovacık’ta
Munzur’un soğuk suyunu avuç avuç, yudum yudum içtim
Gözelerde suyun kalbine girdim
Buz oldum,
Susayan körpe vücutları söndürmek istedim
Üşüdüm, titredim,
Ama gönüller sıcağında
Terledim, sırılsıklam oldum
Rüzgarında fırtına oldu gönlüm
Sevgi yağmurunda yıkandım
Saz çalan, nağmeleri,
Canları alev alev yakan
Göz kırpan Munzur’un
Sevdasından kor olan
Duman olan özlemlerle tanıştım
Bir tebessümü armağan gören gönüllere
Bakracımın kapağını açtım
Kucak kucak tebessüm dağıttım
Sonunda kapağını açık bıraktım bakracımın
Alev olsun duman olsun istedim
Güneşin kucağında buharlaşsın istedim
Sevgilerin hava olmasını, nefeslere dolmasını
Toprakta açmasını istedim
Havada yıldız olmasını
Göklerden yağmasını kara kalplere
Sevgilerle aydınlatmasını istedim dünyayı
Bulutların Munzur’un zirvesini sarmasını istedim
Topraktan fışkırmasını
Gözelerde Munzur’a kavuşmasını
Çimenlerin arasından kıpkırmızı
Lalelerin açmasını istedim
Bakracımın kapağını hiç kapatmadım
İçmesini istedim susayanların
Sevgisizlikten
Güneşi izledim, herkesin kalbine dolmasını
Isıtmasını bekledim
Durdum düşündüm
İçimdeki fırtınanın sevgi çiçeğini hiç koklamamış
Zavallıların kalplerinde tufan olmasını istedim.

11.08.2007

Giresun'a Özlem

Yine düştü karlar Giresun dağlarına
Sevda türküsü gibi gönül bağlarına
Tutkuluyum senin hırçın dalgalarına
Mavi denizine yeşil yüzüne.

Giresun obalarına sisler çökmüş?
Göçmen kuşlar yaban ellere göçmüş?
Issızlaşmış dağlar,taşlar,ormanlar
Sanki güneş doğaya küsmüş.

Giresun semalarını bazen hüzün kaplar
Yağmur yağar dereler taşar
Şimşekler tepelerden sanki göz kırpar
Bu sevda senin mavi sularında sonsuza dek yaşar

Alın yazımıza yazılmış bir kere keder
Senden ayrı kalmak beter mi beter
Yaylalarının mis kokusu her şeye yeter
Mutluluğa boğulurum seni görünce

Yeşil yapraklar arasında mavi bir deniz
Aşık olursunuz keşke görebilseniz
Kalbi sıcaktır Giresunlunun
Bağırır yürekten biz kardeşiz
Mutluluğa boğulur Türk’üz deseniz.

05.04.1995 ÇANKAYA

Medcezir

Bir anlam veremesek de
Aşk rüya gibidir
Gider gelir
Düşünce yüreklere
Olur
Bir medcezir
Kıskançlığa dönüştüğünde
Herşeyi yıkıp geçen
Bir tsunamidir.

2004

Kemanın Sesi

Kemanın sihirli sesinde
Hissederim kendimi rüyalar ülkesinde
Alır götürür ruhumu sıcak nefesinde
Bir başka olurum hep kemanın sesinde

2003

Şehidim

Vatan toprağının solmayan çiçeğisin
Her bahar tomurcuklanır,
Dallarından en güzel çiçekleri verirsin
Dünyamıza yeniden gelirsin
Sen Türk bayrağının rengisin şehidim.

Kanınla sulanan topraklarda
Doğarsın yeniden
Bir kır çiçeğisindir bazen
Rüzgar olur esersin gönül bahçelerinden
Sen al bayrağımızın kan kırmızı rengisin şehidim

Kimi zaman gözyaşı olur dökülürsün yanaklardan
Damlaların ırmaklara dönüşür
Akıp gidersin cennet bahçelerine
Belki gül olur açarsın yüreklerde
Dilerim yaralı kanatlarınla uçarsın gökyüzünde
Melekler sana yol göstersin Şehidim.


05.08.2007

24'e 5 kala



Günün yorgunluğu çöktü omuzlarıma
Saat 24’e 5 kala
Gecenin tam ortasında
Ağlarım yalnızlığıma,
Duygular ezik,
Geleceğe dair her şey karanlık,
Yorgun bir günün sonunda,
Umutlar Kaf dağının ardında
Geçmek bilmiyor zaman,
Çaresizce bekleyeceğiz geceyi
Ulaşmak için sabaha,
Sabretmeyi bilmeliyiz,
Dayanmalıyız acılara,
Bir gün biz de sevineceğiz,
Mutlu olacağız başarılarla,
Umutla bağlanacağız yaşama,
Sevgileri tadacağız,
Sevmeyi bilirsek eğer,
Yaşanan ve yaşanacak
Her şey bunlara değer,
Ve ben böyle düşünüyorum
Gecenin ortasında,
Saat 24’e 5 kala

07.03.2007 / TUNCELI

Yıllar Geçiyor Anne

Ardında yorgun anılar bırakarak,
Mavi gözler sönüyor karanlığın içinde
Sessizce, yapayalnız yatıyorsun bir yerlerde
Neredesin, kiminlesin bilmiyorum,
Ama sen her zaman bizimlesin
Yaşıyorsun kalbimizin en büyük köşelerinde.
Ellerinin sıcaklığı hala ellerimi ısıtıyor
Kalbimde yine de büyük bir boşluk var anne
Yokluğun öyle zor ki, canımı acıtıyor.
Senden ayrı kalmaya dayanamazdım,
Bakmaya mavi gözlerine doyamazdım anne
Sen olmadan yaşayamaz,
Nefes alamaz sanırdım,
Düğümlenirdi boğazıma bir şeyler
Sensizliği düşündüğümde
Bu dünyada sen olmadan
Ben olamam sanırdım anne
Yıllar sensiz geçmek bilmiyor
Dayanamıyorum sensizliğe Anne.

MAYIS 2007 / TUNCELI

Vurgun

Vurgun yemiş gibiyim, aklım başımda değil
Tükendim artık Tanrım boğulmak üzereyim
Tutmuyor kolum, elim, bedenim, hiçbir yerim
Ben bende değilim
Sanki denizin dibinde vurgun yemişim
Bu halimde bile seni düşünmekteyim
Duygularım tutulmuş, bedenim tutulmuş
Ben sana tutulmuşum
Denizin dibinde yapayalnız
Seni beklemekteyim
Nefesim tükendi
Ama
Aklımı senden alamıyorum
Denizin sesini dinliyor
Seni kalbimden atamıyorum
Seni düşünüyor, seni özlüyorum
Denizin dibinde vurgun yemiş gibiyim
Son bir kez sana bakmak,
Sana sarılmak istiyorum
Denizin dibinde sigaramı yakmak
Son bir nefes çekmek istiyorum.
Vurgun yedim artık dünyaya veda ediyorum
Herkese elveda diyorum.
11.08.2007 Saat:04.00 TUNCELİ

Öylece Sessiz


Kalbime girdin bir mum ışığının aydınlığında,
Hiç fark ettirmeden
Öylece sessiz,
Sımsıcaktı ellerin,
Yıldız ışıltıları vardı gözlerinde
Cesaret dahi edememiştim
Dokunmaya beyaz tenine
Bir gecenin karanlığında başladı düşler
Ve bir haftaya sığmadı aşkımız
Geldiğin gibi gittin
Öylece sessiz,
Kucaklamadan günün ışıkları geceyi
Yaşamadan Tanrı’nın sunacağı bütün güzellikleri
Kalbim de biraz yaralı
Yapayalnızım sokaklarda
Sonbahar akşamları soğuk
Sensiz ve sessiz
Kuru solgun yapraklar
Yağıyor üzerime, veda edercesine
Yıldızlar parlak değil bu gece
Dolunay hüznün kucağında
Sanki dalgın dalgın bakıyor dünyaya
Sokaklar hasret kokuyor yokluğunda.

01.01.2007 / TUNCELI